![]() |
|
Spaces home MeTaLgEaR25@hotmail.comPhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
MeTaLgEaR25@hotmail.comBilgisayar Bilimcileri Der Ki: Öpücük. Bazen İki Sistemin İletişimini Hızlandıran Önemli Bir Sistem Dosyası, Bazen De Bütün Sisteminizi Altüst Eden Bir Virüstür...
|
|||
Public foldersFolders shared with the world
SPACEİME GELEN ARKADASLARDAN RİCAM LÜTFEN EMEĞE SAYGI GÖSTERMENİZ BURDA BULUNAN BÜTÜN HERŞEY BİR EMEK HARCANARAK YAPILMIŞ OLMASI...
I KINDLY REQUEST THE FRIENDS VISITING MY SPACE TO RESPECT OF ENDEAVOUR. EVERYTHING HERE HAS BEEN MADE BY ENDEAVORING....
HEY SEN BURAYA GELEN SENİ YA TANIYORUM YADA TANIMIYORUM UMARIM HOŞÇA VAKİT GEÇİRİRSİN
HEY YOU, WHO’S COMING HERE, EITHER I KNOW YOU OR NOT. I HOPE YOU HAVE A NICE TIME.
İYİ VEYA KÖTÜ YORUMLARINIZI BENİMLE PAYLAŞIRSANIZ SEVİNİRİM!!!
I WILL BE VERY PLEASED IF YOU SHARE YOUR GOOD AND BAD COMMENTS WITH ME!!!
10/13/2008 YÜREĞİNDE...
Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim. Sen oturduğunda oturur, kalktığında kalkarım. YÜREĞİNDE… Bilmezdim Sevginin De Bir Rengi Olduğunu
Bilmezdim sevginin de Bir Rengi Olduğunu Hani Bir An Gelir…
Hani Bir An Gelir… 10/11/2008 ZAKKUMLAR
Herkesin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozasında saklı duran bir aşk yatar; bir gün bir güneş parlar, bir yağmur düşer ve tohumun çatlayıp çiçekler açtığını, ruhunuzun rengarenk bir ağaç gibi rüzgarlarla dans ettiğini görürsünüz... Sonra... Bir gün artık unuttum dersiniz, Yahya Kemal gibi nekahat dönemi yaşadığınızı sanırsınız. Sonra bir 'çifte kayık' geçer sulardan, bir kadın sesi şarkı söyler, bütün zakkumlar çıldırır, acının çiçekleri yanık kokularıyla dağlayıp geçer içinizi. En beklemediğiniz anda; yağmurlarla parçalanan bir gece yarısında ya da sabaha karşı rüyalarla yatağınızda uyandığınızda ilk günlerde olmadığı kadar derin özlemlerle sarsılırsınız, 'onu' görmek ya da hiç olmazsa sesini duymak için kıvranırsınız. Çaresizlik, özleminizi ve acınızı daha da büyütür. Unuttuğunuzu sandığınızı unutamadığınızı, eksik parçanızın gene eski yerine oturduğunu zakkum çiçeklerini soluyarak keşfedersiniz. Aşkın böyle bir acıya değmeyeceğini düşünürsünüz. Falcıların söylediği gibi 'gözyaşı olur kadınların yatağında' böyle zamanlarda... Aşktan korkar, bütün çiçekleri çiğneyip gizli bir tohum gibi yeniden gömersiniz yüreğinize. 'Ne görür, ne de bir kimseye sorarsınız' Sonra bir ses duyulur, bir yağmur damlar, rüyalarda bir güneş görülür ve tohum yeniden çatlar. Ruhunuz aşkın ve acının çiçekleriyle, bir büyük bahçe gibi rüzgârla dalgalanır. Zamanla hayatın geniş bir bahçe olduğunu, yalnızca sevincin ya da acının çiçeklerini değil, kaçınılmaz olarak hepsini birden içinde barındırdığını, çiçeklerin bir kısmından vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek olduğunu anlar, bahçeyi bütünüyle seversiniz. Ve zakkumlarınız açar ve biri size der ki: "Bırak açsınlar, çiçeksiz kalmaktan iyidir zakkumlar.."
10/7/2008 GERCEK SEVGİ YOKTUR ASLİNDA
İkimiz güneş ve ay gibiyiz, güneş ve kara gibi... Amacımız iç içe geçip, birbirimize dönüşmek değil. Birbirimizi tanımak, birbirimizi gerçekte nasılsak öyle görüp, buna saygı duymak... Yani birbirimizi ötekinin karşıtı olduğunu bilmek... Ha!... Eğer ay, güneşi rahatsız ediyorsa, güneş aysız yaşamayı öğrenmeli... Aradığımız her şeyin dışımızda bir yerde kolayca bulabildiğimiz o aydınlıkta sanarız... Oysa bize gerekli olan tüm aydınlık kendi içimizde... Yeter ki kendimize dönüp bakmasını bilelim... Herkes den gizli her şeyden saklı yalnızca ikimiz yaşadık gene... " seni seviyorum bir tanem " sensiz kalmayı istemiyorum. Seni görmesem de, sesini duyamasam da hep sen olmalısın. Bazen yorulduğumu hissediyorum. Yaşama karşı güçsüz kalışımı; işte o zaman günlerimi sıkıntılarımı sorumluluklarımı paylaşmak istiyorum. Sonra birden senin yok olacağını hissediyorum. Seni bir daha görememek özgürce seni düşünememek, seninle konuşamamak. Bana ne kadar da acı çektirir. Oysa sevginin kendisi koşulsuzdur. Benim olman, yanımda olman demek değildir. Günlük yaşamımın içinde olmayışın, yok oluğunu göstermez ki. Çünkü sen her an yüreğimdesin. Hem de herkesten her şeyden daha yakınımda, sıcacık kıpır kıpır durmadan akan kanım gibi. Yaşam yine akmaya başladı sensiz ve bensiz. Akmalıda zaten. İkimizin de yapması gerekenler var, sorumluluklarımız, kendimize dair, işimize, ailelerimize dair. Sevgin tabiki duracak ama yaşamıma ait hedeflerime amaçlarıma yada yaşadığım sıkıntılara karıştırmadan. Sanki içimdeki ben ikiye ayrıldı. Aklım ve duygularım savaşıyor sana dair. Biri sana kızarken seni özlemeye bile layık görmezken diğeri hala direniyor. Kaçamak seni sevmeye kalksa sessiz sedasız diğeri hemen sızıyor. Hak etmediğini söylüyor öfkeyle. Savunmaya geçiyor bir anım. " seviyor o da beni seviyor " diye öfkeli yanım kanmıyor gene. Sevgimi diyorsun sen buna? Sevgi nedir biliyor musun? Sen onu, onun sevdiği gibi sevdin? Hayır, sen canın gibi sevdin, sanki parçandı senin. Seni beklediğim her gün her hafta uzaklarda bıraktığım düş kırıklığımın tekrarı oldu yeniden. Etrafımda esen hüzün rüzgârlarına mani olamıyordum. Soğuk ne kadar yakınımdaysa sen o kadar uzaktasın. Güneşin renkleri uçmuş, sadece siyah ve beyaz kalmıştı günlerimde. Ellerim senden başka kimseye dokunmak istemezken, sen yoktun. Üşüyordum hem de çok... Oysa yüreğim ısıtsın diye ruhuma dokunmanı istemiştim korkmadan, yüreklice... Biliyor musun her sevda kiracıdır aslında yüreklerde... Hep " bitmeyecek bu sevda " der sevdalı, sevdalısına... Ama yalandır. Her biten sevdalar gibi her biten şeyler gibi, o sevdada bitmeye mahkûmdur... Tıpkı sen ve ben gibi... SEN SANARAK KISKANDIM
İçimi yaralayan ses tekrar çağırıyor beni."Gelmem için bu kadar ısrar ettiğine göre söyleyecekleri önemli şeyler var" diyorum. Peşinden ne zaman gitmek adına hamle yapsam gerçek ile hayal arasında ürkütücü bir çığlıkla benden kaçıyor. Kime sorsam karşılığı amansız bir sessizlik. Ne olduğunu ve ne yapmam gerektiğini bir oyun sanki. Muhtaç olduğum gereksinimlerimin yanında düşündüğüm ya da düşünmek istediklerimin esiri olmuş gibiyim. Sanki ne yapmak istediğimi biri biliyor ve benden önce davranarak hayat akışıma benden önce yön veriyor. Bir çeşit hapishanede hissediyorum kendimi. Gardiyanlar ölüm uykusuna dalmış öylece uyuyorlar. Kurtulmam için tek ümidim ise içimden gelen o ses. Bütün hayatımı vermeye hazırım uğruna. Arıyorum sandıklarım aslında inandıklarımmış. Zaman ağlıyor çok mu geç artık yarına. Tanıyorum o sesi; bana çektiren masum bir aşkmış... Soğuk geceler hissettiklerimin karşısında sadece bir ayaz. Beklerim hasretle gündüzü. Yalvarırım her gece. Teselli etmek yıldızları bir de ayı. Esir almış karanlıklar sevdayı. Güzel rüyalar neden en derin duygulara saklanır ki? Meçhul denen manalar akarken kuytulara. Hayallerim birer damal oldu hiç durmadan yağıyor. Hicranlarım yağmur sonrası güneşi andırıyor. Pişman olmak sebepsiz ayrılığa benzer. Sorgulaması için bir nedeni olmadığından kabullenmek zorundasındır. Çare aramakla bulunacak bir şey olsaydı ne manası kalırdı. Onun seni bulması için ihtiyacın olan tek şey sadece "zaman"... Düştü gölgeler üstüme aciz kaldım. Sen yine aklıma geldin, tatlı rüyalara daldım. Hayallerimi ovdum kapanmak üzere olan izlerinle. Korkularımı kovdum, zor dayanmak kadere dolan gözlerimle. Halimde diz çökmüş günahlar vaziyeti vardı. Sen yoksun ümitlerin sönmüş eziyeti kaldı. Hüzünler, yüzü hatırlatıyorsa bir çekişlik nefesin olmaya razıyım. Sen yalnız gül yüzünde açsan ben her mevsim solmaya razıyım. Deryalardaki feryadı gam vurarak, gökyüzündeki mehtabı dert yanarak, çöllerdeki serabı sen sanarak kıskandım... SEN VARSINGönül tezgâhında şiir dokudum İplik iplik nakışında sen varsın Aşk yolunun kanununu okudum Madde madde yokuşunda sen varsın Fikir vadisinden bir ırmak geçer Eğilir selviler suyundan içer Bağrında ay doğar zambaklar açar Sessiz sessiz akışında sen varsın Öz suyusun hayat denen şişenin Nedenisin keder ile neşenin Sevda cephesinde şehit düşenin Donuk donuk bakışında sen varsın Hep senin renginde görünür bahar Yaprakta yeşilin gülde kokun var Yama yama kalbimdeki yaralar Sıra sıra dikişinde sen varsın Gidip de yorulma çok uzaklara Sen; seni gel benim içimde ara... Umut güneşimin mor bulutlara Girip girip çıkışında sen varsın ÜSTÜM BAŞIM AYRILIK…
Kumlara gömdüm yüreğimi. Bir gün açıp bakmak istesen bile göremezsin. Öyle çoğaldı ki kırgınlıklarım. Küskünlüklerimin can acısını hafifletmez oldu hiçbir şey. Beklediğim gecelerin dibinde yalnızlığı karşılamaktan, her dip köşe de yalnızlığı buluyor olmaktan yorgun bedenim. Takatimin bittiği yerdeyim sevdiğim. Hani her aşılmazın bir aşılanı vardı, her batan günün doğan sabahı, her derdin bir devası? Bütün çareleri tükettik mi sevdiğim, umudun bende hiçbir emaresi yok artık. Aşılmazlığındayım duvarların, yine de bir ümitle sabır çekiyorum içimden. Ve olmazlığını en başından kabullenerek dilekler diliyorum sessizce. Keşke tüm gücümle dileyebilseydim seni. Ama dileyemiyorum işte. Hiçbir dileğin seni getirmeyeceğini kabullendirttim kendime. Susuşlara amade göklere açılmış ellerim. Kopkoyu bir başkaldırı dolanıyor içimde. Bunca çabanın sonunda yine tek başınalığı bulmanın üzüntüsüyle kop koyu bir başkaldırı içimde. Çıkamıyorum sevdiğim bu defa hangi kumu kaldırsan döküntülerimi bulacaksın. Çırpınışlarımdan geriye karanfil koyusu kabullenişlerim kalacak. Yarından ürkek. Sensizliğin aşinalığında yine de bu kadar can yangısı olur mu sevdiğim.? Bu kadar dibine düşülebilir mi kederin? Yüreğimde yokluğunun darbeleri; dayanıksız bedenim. Gücümü an be an alıyorlar iliklerimden. Teselli adına bir sen bırakmadan gücümü alıyorlar iliklerimden. Gökten kanadı kırık bir kuş düştü sevdiğim, onarılası yanlarını göklere bırakarak bir kuş düştü içimin kafeslerine. Çırpınışı nafile bir kuş… Dilinin ucunda lal kelimeler, gözleri uzağa açık… İsyansızım sevdiğim her güne yeni bir yas iliştirse de birileri isyansızım. Her şeyin bir sebebi var diyorum dilimde sabır. Cümlelerime yerleşiyor “gelme artık” deyişlerim ve ardında gizli iç çekişler “yalvarırım gel”. Dileyemiyorum sevdiğim seni dilemek bir kat daha arttırıyor sancımı. Üstüm başım ayrılık kokuyor. Kendime sözüm geçmiyor. Ciğerlerimde seni soluyamayan yarınsız oksijenler. Ve az geliyor nefesin her biri. Kapımda hastalığa sevkli küçük nöbetler. Sensizliğin şehrinde sana esaret yüreğimle dolanıyorum hayattan habersiz, benliğim de ürkek bekleyişler. Üstüm başım ayrılık kokuyor. Gelme sevdiğim artık dayanamıyorum BU AŞKIN SON HALİ...
Son gayretlerdeyim… Bitti bitecek hallerdeyim. Karanlığa düşecek, ışığı yitecek demlerdeyim. Bu aşkın son hali… Son rengi bu gökkuşağının… Ağıt olup türküye düştüğü andır bu sevdanın Gittin ya… Ondandır gecikmişliği ellerimin, gözlerimin yorgunluğu ondandır. Halsizliğim, her adımda biraz daha uzaklaşmak… Biraz daha sarsılmak. Düştü yine… Bir parçam daha sıyrıldı en derinimden, sol yerimden. Öyle sessiz ve soluk… Yitmişti rengi, son sözde boğulmuştu. Düştü öylesine… Duyamazdın… Duymadın. Düştüğü yerde değildi yüreğin… KAYBETTİM… 9/26/2008 SESSİZLİK
Elimde yine yorgun kalemim, Farz edin ki bu gece son !Bundan sonra yaşayacağınız geceler olsa da bu gece son… Hatta kendimizi bile tanımayacağımızı umut ettiğimiz bir yere… Tıkanıp Kaldığında Hayat
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, 9/25/2008 Dokunsalar Bir Ömür Boyu Ağlayacağımİyi demek adettendir ya
Hayal Ettim
Hayal ettim Artık Seni Özlemiyorum
Artık seni özlemiyorum... Yok Başka Çare
Ellerim titredi bu mektubu yazarken. Ayrılalım demek gelmedi dilime. Çok savaştım ben kaderimle Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. Belki ,derin bi yara olacak kalbimizde. Belki de ağlıyacağız her gece Güzel günleri gömüp maziye, Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. Artık bekleme benim emi, Gelmeyeceğim o buluştuğumuz yere. Bükme boynunu, ağlama yine, Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. Seni hep uzaktan seveceğim, Bakacağım dokunamadığım o güzel yüzüne. Belki bu haksızlığı kabul edemeyeceğim ama Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. Gelecekten umutsuzum. Kıvranıyorum acılar içinde. Yanıyor bedenim, dur diyemiyorum dertlerime. Bu sensizlik beni yataklara da düşürse Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. Kim reva gördü bu haksızlığı bize, Nasıl kıydılar bu yüce sevgimize. Gidiyoruz bilmediğimiz bir meçhule. Ayrılacağız sevgilim . Yok başka çare. 9/18/2008 DÜŞÜNDÜM VE VAZGEÇTİM BEKLEMEKTEN SENİ
Bekledim... Gidip gelip baktım o telefonun anlamsız ekranına... Bekledim aramanı her dakika belkiler geçti aklımdan, her saniye keşke dedim kimse duymadan... Korktum anlatmaya, hala seni sevdiğimi, hala sana deliler gibi aşık olduğumu anlamalarından korktum... İnsanların o lanet olasıca yüzlerinden sakladım gözlerimi... Evet artık korkarak seviyorum seni ve bekliyorum... Beklediğim günleri biriktiriyorum... Her sabah uyandığım yeni güne senin adını veriyorum... Gidişine yüklüyorum bütün mutsuzluklarımı... Her gün karşılaşıyorum pişmanlığımla... Allah kahretsin neyi sevdim ben sende diyorum. Her seferinde bir cevap bulmaktan nefret ediyorum... Sana bakarken gözlerinde kendimi bulmayı sevdim... Sana sarılmayı, teninin sıcaklığını dudaklarımda hissetmeyi sevdim. Sana sarılıp uyumayı, başımı göğsüne yaslamayı sevdim... Seni sevdiğimi defalarca haykırabilmeyi sevdim yüzüne... Yokluğundan sonra fark ettim bağıra çağıra kavga etmeyi sevdim ben aslında... Vurdumduymazlığındı belki de beni sana bağlayan... Kaçan kovalanır aptal kaçan kovalanır" bunu bir türlü kabul ettiremedim beynime de kalbime de ve bu yüzden hep kovaladım... Sende kaçtın... Hızlı ve büyük adımlarla... Kimi zaman koşarcasına kimi zaman yürüyerek... Tam yakaladığımı sandığımda her defasında yerde buldum kendimi, elimde sen değil çakıl taşlarının bıraktığı yaralar oldu... derim parçalanıyordu seni severken, yavaş yavaş tükenmek buydu işte... Seni severken bittim ben... Yokluğunla tamamlanacak, yok olmaktan kurtulacaktım oysaki... Nerden bilebilirdim ki gidişinin bitmek olduğunu, nerden bilebilirdim ki yokluğunun aslında öldürdüğünü beni... İnsan bazen dönüşü olmayan kararlar veriyormuş onu anladım... Saçma sapan bir inattı belki de yokluğunun sebebi... Önemsizce bir olay sonunda tüketilen tek bir cümle hayatımın rotasını değiştirdi... Artık fırtınada sürükleniyorum... Yokluğunun, gidişinin fırtınası... Ne olurdu sevsen beni? Ne olurdu son bir şans verseydin bana? Anlamıyorum, aklım almıyor bu kadar çabuk mu parçalanır sevgiler... Bahsettiğim senin sevgin de değil belki bilmiyorum bilemiyorum... En azından benim sevgime saygı gösterseydin... Ölür müydün sanki sevseydin beni? Bu kadar zor olmamalıydı... Ben fazlasını yapıyorum çünkü... Zorlanmadan, korkmadan, bıkmadan, herkese her şeye inat seviyorum... Yazık benim kadar olamadı yüreğin... Ben senin sevgisizliğinden korkarken sen sevmekten korktun... İşte en büyük fark buydu ve sen bunu hiç kabul etmedin... Önceleri hatayı kendimde aradım, suçladım kendimi, aklımdaki her cümle seni haklı çıkartıyordu, artık kavgalarım kendimleydi... Senden sonra bende kırdım kalbimi... Bütün suçu onun üstüne attım, çaresizliğimden mi bilmiyorum tek sorumlu oydu kanımca... Artık sadece seni suçlamıyorum yüreğimi parçalarken, bende yardım ettim... Şimdi dokunmayı bırak bakamıyorum bile ona... Defalarca aldığı darbeler bile rahat bıraktı onu. Yüreğim artık yerde, yüzüne bile bakılmayacak bir leşten farkı yok... Yüreğim paramparça... Ve ona artık sadece sen değil bende bakmıyorum... Şimdilerde fark ediyorum sevmek sevdiğini haklı çıkartmakmış... Bana yaptığın onca şeyi yeni yeni hissediyorum. Kimi zaman güçleniyor kalbim ayaklanacak oluyor, o zaman değişiyor benimde duruşum, sana karşı daha güçlü daha dik oluyor bedenim... Tek bir bakışın omuzlarıma yüklenip yıkabiliyor beni olduğum yere... Seni çok sevdim de sen anlayamadın bunu... Yada anlamak istemedin. Kimse seni böyle sevmediği için bir garipti bakışların. Anlamadığın, anlam veremediğin bir şeye baktın sen sadece. Haklıydın artık bende anlam veremiyorum seni sevmeme... Neden diyorum neden bu kadar çok? Çünkü artık sevmek mutluluk değil acı veriyor bana... Sevmek kolay değil... Sevmek derken bile zorlanmalı dilin çünkü o kadar değerli ve zor. Sen bunu hiç anlamadın. Seni sevdiğimi anlamayı beklemiyorum artık insan mutsuz olmak, acı çekmek neden ister ki... Artık seni sevmek sadece mazoşist eğilimlerden ibaret geliyor bana. Çünkü ben seviyorum ve anladım ki bu sevgi bana sadece acı getiriyor. Seni sevdikçe canım acıyor... Derime batıyor sevgim. Kanım fışkırıyor kesik yaradan içimdeki nefreti akıtıyor... Seviyorum ve yeniliyorum artık... Düşündüm ve vazgeçtim beklemekten seni. Sadece seviyorum... Paramparça yüreğimle... 9/15/2008 Beni Unutma
Bir gün gelir de unuturmuş insan Nerden ßilebilirsin Ki..?
Yürekler ağlardı ya gidişlerin ardından Ne anlarsın ki umutsuz bakışlardan, Geceler soğuk olur, Hasretler buruk olur, Umutlar yok olur sen ne bilebilirsin ki...? Buz keser yüreğim, buz keser dört duvar, Dünyamı kaplar bir sessizlik sen nereden bilebilirsin ki..? | |||