![]() |
|
Spaces home MeTaLgEaR25@hotmail.com ...PhotosProfileFriends | ![]() |
|
7/6/2008 Ziyade Olsun
Kaçıncı yanılışım bu! Biz Hiç "Biz" Olduk mu?
Geç kaldın her şeye... Geç kaldın bana... Geç kaldım sana...
Bana gelişinde geçti, benden gidişinde... Beni sevişinde geçti, benden nefret edişinde...
Geçmiş zaman dilimlerine inat, gelecek saatlerdeydi gözün ve gelecek yıllardaydı yüreğin...
Bulunduğun zamana ait şeyler yaşayamadın sen.
7/5/2008 Aşk İçin Yanmakta Güzeldir Bazen...
SEN GELİNCE… Yanmak Böle Birşey
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler.
bazen öyle bir an gelir ki Ben Neyim?
Ben bir kelebektim önceleri, AŞK
Neden aşkı arıyoruz? Hadi Git!
Hadi git bir an bile bekleme! Hatıralar Özlem Kokar
Özlem kokar bu şehir, bu topraklar, Özlem kokar sensiz, Renksiz ve yorgun şafaklar. Seni arar bir çare mahsun gözler Hasret dolar, kahır süzülür tenime, Özlem kokar ıslak ıslak. Üşür sensiz yüreğim, Titrer garip, bensiz bendenim, İnce bir sızı çalar kapımı, Açsam özlem girer, Kapatsam umutlar söner. Kendimden uzağım şimdi, Sana yakın olduğum kadar, Hayalin bıçak kadar keskin, Paramparça bu şehir, Oluk oluk akar geçer önümden, Hatıralar kan özlem kokar. 7/4/2008 O Kimmiş
Bırakıp gitse miydim bu kahpe şehri, Yada oturup en derinden ağlasa mıydım? Ama bir türlü bu yangının üstüne su döküp küllendiremedim Bunu da elime yüzüme bulaştırdım Bu kadar zehirlimiydi aşk? 7/3/2008 Allah Belanı VersinSen Ellerin Olduğunda
Yalancısın
Sevgiyi anlatırdın bana durmadan Ellerimi tuttun Gözlerime baktın Sözlerin aşk doluydu sevgiye muhtaçtın hani Sev dedin beni sev ölünceye kadar Yalan Yalan yalancısın sen Yanımda seven bir aşıktın delice Şiirler dilinden dökülürdü şairce Nasıl kucakladın nasıl sardın beni Yalan yalan yalancısın sen Oyunmuş oynadığın sevgi aşk adına Geçici bir aşk oyunuymuş yaşadığımız seninle Seven bir aşık oyuncusu nasıl olur sorsalar bana sen senin adresini veririm sen gelirsin aklıma Bukadar yalandan nasıl sever görünür insan soldan sağa bulmaca sorusu cevabı ise üç harfli bildiğim sen Yalan yalan yalancısın sen Seviyorsan dururmu insan sevdiğini aramadan Merak etmezmi aramadan sormadan Nasıl geçirirki zamanı sesini duymadan seviyorum deme artık yalan Yalancısın yalancısın sen Nefretime Yem Olacaksın... SÖYLEYEMEDİM
KALBİM YANDI, İÇİM YANDI, YÜREK YANDI AH TÖVBE ETTİM SEVDALARA YILLAR SONRA BİLE BANA HATIRA O ZALİMİN BIRAKTIĞI YARA
BİRDEN SEN ÇIKTIN KARŞIMA O MASUM DURUŞUNLA UZAKTAN UZAĞA SEVDİM SENİ SÖYLEMEDİM BEN SANA
SEN DAĞDA AÇAN GÜL GİBİSİN SEN MASUM ÇOCUK GİBİSİN SEN HAYATSIN, GERÇEĞİMSİN SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEYEMEDİM
SEN ÇÖLDE GÜL GİBİSİN SEN MASUM ÇOCUK GİBİSİN SEN HAYATSIN, GERÇEĞİMSİN SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEYEMEDİM MUTLU OL
Sımsıcak damlıyor yanaklarımdan ayrılıkAyrılıktan da zor gelir insana bazı şeylerBıraktığın birçok hatıra sağda solda toplanmadımUnuttuğun bir fotoğraf var bakmaya doyamadığımAşık olmak nedir diye bir merak vardı içimdeToz duman bir ateş oldum aşkı buldum sen diyeMutlu ol yeter ki!Gittiğin yerde benden sonra gelen yıllarSeni benden alsalar bile.Mutlu ol yeter ki!Gittiğin yerde benden bir parça aşk olsunKatre olsun yeşil gözlerinde.7/2/2008 Bana Sevmeyi Anlat
Aşkta; diğer birçok şeyde olduğu gibi “Ustalık - Çıraklık” ilişkisine ters bir durum var... “Ne kadar çok seversen, o kadar iyi âşık olmuyorsun...” Kim bilir, “Beni bu sevdalar bitirdi” diyen şairin isyanı da o yöndedir belki... Bana katılır mısınız bilmem... Hayattaki birçok şeyde, “Çok tekrar” insanı usta yaparken, aşkta en usta kişiler, “Az ve öz sevmişler” oluyor... Her buluşmada yeni bir şey öğrendiğimi, her ayrılıkta acıya biraz daha dayanıklı olduğumu düşünürken, “Orta yaş”ın olgunluğu kulağıma başka şeyler fısıldıyor artık... Beni “Kalbimin mi, gözümün mü, aklımın mı” cazip kıldığı belli olmayan bu sevdalar tüketti... Her gelen bizden bir şeyler götürür, biz her gittiğimizden bir şeyler koparırız... Her sayfası ayrı renklerden, ayrı kalemlerden yazılmış, ayrı dudakların söylediği "Seni seviyorum"ları duyarız... Bir sonrakine daha donanımlı olmak yerine, daha titrek gitmemizin sebebi budur... Terkedişler, daha büyük yüreklere göç edişler, o günün egolarına birer saraydı belki... Yüreğini pek nadasa bırakmayan bir hayatın ortasında bu “Kalp itirafının” faydası olur mu bilmem... Ama kendimle savaşım ve duygularımla verdiğim o sayılı mücadeleden çıkardığım sonuç bu... Artık bir gece vakti; adlarını bile hatırlamadığın sayısız “Yürek erozyonunun” ardından âşık olmaktan utanır hale geldiğini görürsün. Ve seni tımar etmek için yarışan o sihirli eller; artık kendi kendine kabuk bağlamaya terk etmiştir yetişemediğin yaralarını... Evet bir gece vaktidir; bir rüyadan uyanır ve bir daha uyuyamazsın... Huzur dolu, mutluluk dolu, içinde taşıdığın o sonsuz sevginin gıdım gıdım gitmesini buğulu gözlerle anarken, artık demir kapıların arkasından yüreğine sızan güneşin sıcaklığını hissetmez olursun... Ve amatör bir şairin dizeleri takılır dudağına... “Biz çok kişiydik... Biz on kişiydik... Ama gerçekte biz üç kişiydik; “YALNIZLIK... YALNIZLIK... VE BEN...” VURDU YİNE YÜREĞİMİN DEM SAATİ...
Oyun oynama yüreğim anlat kendini. Bırak yalın olsun kelimeler. Bırak gecem gibi ağır, gecenin gözleri kadar siyah olsun…
Ne yapmak istediğini bilememenin, suskunluğun, belirsizliğin içinde kaybolmuş bir yüreksin sen.
Ne sevdalar, ne sevgiler terk edip gitti seni. Sürgünlere emanet bırakıp gittiler. Kalabalığın içinde nemli bir oda da yalnızsın yapayalnızsın... Bir fırtınaların var bir de elindeki kalem. Yorgun bakışmalarına inat, sımsıkı sarılmışsın ona. Cümlelerde kendini arıyorsun. Ne zaman siyaha çalsa gecemin uçsuz bucaksız deryası, ne zaman bir çocuk çığlığında yırtılsa ay ve ne zaman bir beden toprağa gelin olsa... Vurgunları bana düşer... Ağır ağır delinir uykular kan revan gözlerimde... Fırtına olur, haykırış olur, gözyaşı olur da yine de bir umut bir hayat arar kimsesizliğime gözlerim... Şimdi, hüznümün ciğerlerimi parçalayan acısıyla başbaşayım. Tenim ateşlerde eriyor gibi ve yine de üşüyorum.
Dudaklarımda inceden bir ses… Bir hüzün akşamında kırık düşler… Bir yalnızlık türküsünde kayboldum…
Kaybolmak istiyorum İstanbul sokaklarında, ayazı tenimde, gün ışığını kirpiklerimin yansımasında hissederek zemheri yalınayak yürüdüğüm gecenin kör vakitlerinde... Zaman gece yarısı… Zaman sessizliğin simgesi… Zaman dolan sahte kadehlerin gecesi…
7/1/2008 SEN BENİM 'MUCİZEMDİN…'
Sana dokunmak bir mucizeydi, seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak…
Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece seninle aynı havayı solumak, dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde insanlar, mücadele, kavgalar, çirkinlikler var belki ama gecemde sadece sen ve ben… Belki bu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim, tıpkı kalbim gibi...
Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. “Aradığınız numara kullanılmamaktadır” Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca mesaj gönderdim. Her “iletilemedi” raporunda sanki “Buda geçecek. Geçecek değil mi Can’ım?” cevabını okudum…
Aradım seni. “ULAŞILMAZ” olduğunu bile bile aradım seni. “ULAŞILIR” olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize yaptıklarına. Keşke “Sen” yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler olmasaydı. Acı olmasaydı keşke… Keşke… Keşke… “Keşke” kelimesini bilmese, öğrenmeseydik.
Hayata tek bağımdı aşkın… Gelirdim yanına sokulurdum… Tüm dertlerden, kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde… Nerden bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı… Umutlarımın, hayallerimin, sevgimin, beklentilerimin, inançlarımın yok olacağını… Nerden bilebilirdim ki; o seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini…
Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak. Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar yağabilir, gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o mucizeye dokunmak, aslında seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da öğrendim...
Aradım seni Can’ım. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz özlemiş de değilim, yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ benimlesin ve hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi…
6/30/2008 UYAN...
Uyan bak dünya o bildiğin dünya değil. Kus sana verilen uyku haplarını. Sana söylenen yalanları unut bitir rüyaları. En büyük kâbusu en güzel düşün sanma. Uyan, nerde sevgi nerde sevgili. Aylık gezmelere aşk deme artık uyan. Her bitişinde bir daha ayağa kalkamayacağım deme. Düşmeyi görmeden kalkmayı bilemezsin. Uyan bak o pencere sahte, gördüklerin sahte. Ne yaşadığın acıyı nede mutluluğu sonsuz sanma. Acıyı da mutluluğu da bitiren sensin uyan. At üstündeki hayal yorganını, ısıtamaz o seni. Uyan bak gene gecesi belli olmayan bir sabah. Koş bakalım neler göreceğini bilmeden koş. Uyan bak yağmurda yağıyor. Islan delice, aşkı sırılsıklam yaşayamadın bari yağmuru yaşa. Uyan bak yine karşında sevimsiz kahkahalar var. Dinle çirkin gülüşleri. Bak herkes aslında yanında değilmiş. Olmayan yanın da önünde durmuş herkes. Uyan sakın güvenme kimseye aldatmaz beni diye. Aldatıldığının farkına var uyan. Aç artık gözlerini, kapısı kitlenmiş bir dükkân gibi kapatma o gözlerini. Depremleri atlat çık artık o kaldığın enkazdan. Ses ver dışarı hadi uyan. Hayat treninin en güzel vagonu senin. En güzel duraklar, en güzel yolcular senin. Hadi uyan çık artık yolculuğa. Geç denizleri, boya maviye yüreğini. İtildiğini sanma unutulduğunu bir köşede. Sen hatırla önce kendini. Hadi her bitişi sonun sanma uyan… Kelebek Gibi...
Bir kelebek gibi olsun hayatım. Bir güne sığsın yaşamım. Bir günde tanımalıyım aşkı. Bir günde anlamalıyım acıları,kötülükleri,derdi,kederi bir günde yaşamalıyım. Kelebek kadar güzel olmalıyım. Hayatımın ilk günü ve son günü aynı gün olmalı. Hiç doğum günleri kutlamadan ölmeliyim. Kısacık uzun bir hayat yaşamalıyım. O kadar çok uçmalıyım ki yeni yerler güzel kişiler görmeliyim. Nefeslerimi sayacak kadar kısa olmalı yaşamım. Bir kelebek gibi sonumu bilerek yaşamalıyım. Bir kalbim olmalı atışı saatlerle hesaplanan. Bir kelebek gibi olmalıyım bir günde olsa hayatım uçabilmeyi başarmalıyım. Yıllarca yaşamaktansa bir güne sığdırmalıyım tüm iyilikleri. Kötülüklerden bir gün olsun kaçmalıyım. Hiç yarınlarım olmamalı son gün gibi yaşamalıyım her anı. Bir kere gördüğüm yeri bir daha görmeyeceğimi bilmeliyim. Sona yakın olmalı geriye hiç bakmamalıyım. Korkmamalıyım hiçbir şeyden. Kafa tutabilmeliyim esen rüzgâra. Asi olmalıyım nasıl olsa son anlarım diye her şeyi yapabilmeliyim. Aynada kendime hiç bakmadan yaşlanmalıyım kendimi görmeden ölmeliyim. Kelebek gibi yaşamalıyım. Uzun ama kısacık bir hayat. Nefes almalıyım verdiğimde burada olmamalıyım. Sayılı olmalı her anım anıları bol tutmalıyım.Hiç keşke demeden hep iyi kileri yaşamalıyım. Güneşi bir kere görüp gecede gitmeliyim. Son günmüş gibi yaşamalı hiç bitmeyecekmiş gibi durmalıyım. Umudu taşımalıyım yüreğimde hep. Yeniden kozalağa girip yeniden hayata başlama umudunu taşımalıyım. Her günü kelebek gibi yaşamalıyım. İyilikleri atlamadan, sevmeleri kaçırmadan,duraklarda durmadan koşmalı,sevmeli ve o gün gitmeliyim. Kelebek gibi yaşamalı ve kelebek gibi ölmeliyim. Bir günü bir asır gibi yaşamalıyım. Kısacık uzun bir hayat olmalı yaşamım. Bugün var olmalıyım yarın yok… Can Çiçeğim!
Erişilmez bir uçurumun kıyısında, senden başka kimsenin farkında olmadığı bembeyaz bir çiçektim ben. Sen ise, dört mevsim özlemini çektiğim yağmur. Üstüme yağışını severdim, yapraklarımdan aşağı akışını, her damlanı içime çekişimi severdim. Bedenimde seni hissedişimi. Her damla alır götürürdü beni adını bilmediğim, tanımadığım yerlere...
Sen yağınca susuzluğum dinerdi, biterdi kimsesizliğim, dağılırdı ürpertilerim. Serin bir meltem değip geçerdi yapraklarıma. Dünyalar benim olurdu, uçardım sevinçten. Günlerime, gecelerime; hiç kimsenin bilmediği, fark etmediği sevgi dolardı. Sevgi dolardı yüreğime. Her çocuğa gülümserdim; her kuşa, her kelebeğe, her arıya gülümserdim...
Erişilmez bir uçurum kıyısında rüzgarlara ağıt yakan, yalnız ve boynu bükük, bembeyaz bir çiçektim ben. Sen, bakışlarında sevdalar gizleyen, sevdalandığım gözleri menekşe rengi küçücük bir kızdın.. Adına Seher demiştim, adına Sevda. Sevdam, umudum her her şeyimdin. Günüm, günaydınım, gülaydınlığım seninle başlardı. Tek sevenim, tek sevdiğimdin. Yağmurumdun sen; kurak günlere, ayaz gecelere inat. Hiç bitmeyen bir umut, özlem ve hazla beklerdim seni. Gelmediğin zaman boynumu büküp, kapar gözlerimi seni beklerdim. Özlemin umudum olurdu, umudum özlemin. Beklerdim, beklerdim bıkmadan, usanmadan...
Umudumun bitip tükendiği anlar da oldu elbette zaman zaman. Seni beklerken, bekleyişin işkenceye dönüştüğü zamanlar da olurdu. Günlerin yıllara döndüğü zamanlar olurdu. Ama hiç şikayet etmedi yüreğim. Çünkü seni delicesine seviyordum ve bu sevgimle mutluydum. Özlemine zor da olsa katlanıyordum bir umutla.
Sen beyaz bulutlarla gelirdin, bembeyaz gelinlikler içinde. Hayran hayran bakardım sana. Sen gelince ardından gökkuşağı gelirdi. Gökkuşağına dönüşürdün rengârenk. Her renginde umutlarım vardı, hayallerim vardı. Canlı, cansız tüm varlıklar kıskanırdı güzelliğini... Sen, hayatıma kattığım canım, gözbebeğimdin. Ben de senin can çiçeğindim. Gözlerime dolan bulut, üzerime yağan yağmurdun sen. Toprağa saçtığım umudumdun. Havaydın, hayattın, suydun, sevgime bandığım gül aydınlığımdın, günaydınımdın...
Yıllar sonra şimdi yine bekliyorum seni, bir umutla. Ama artık azalan hatta tükenen bir umutla... Ömrümün bütün dilimlerine kar yağıyor şimdi. Kar da beyaz ama ben yine de direniyorum. Çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bir nisan yağmurunda ıslatıp gitmiştin hayallerimi. Bak yine nisan geldi ama sen yoksun... Kış geldi, sen yoksun. Bak, kar yağıyor üstüme, iliklerime dek üşüyorum. Yine de yüreğimde ateşler yakıyorum. Dönersen ellerini ısıtırsın diye...
Unutmuşum, içimdeki umutların beyazlığını... Unutmuşum mavi, yeşil, al renkleri... Ne zaman bir yağmur sesi duysam, ne zaman bir su sesi, içimde sevgiler kanar, pınarlar kanar . Sonra sen gelir dökülürsün içime, sen gelir dökülürsün gözlerime, kirpiklerim dökülür yollara. Gül aydınlığın doğar üstüme. İşte o zaman dağ dağ özlem kesilirim, bulut bulut, hüzün hüzün..
Düştüğüm Her Uçurumda Sen Vardın Yanımda
Tüm ümitlerin tükendiği anda çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bu sitemdir sanma. Bil ki, gelmezsen solup gideceğim, bitip tükeneceğim. Bir daha bir daha hiç bir mevsim açmayacağım çiçeklerimi, gülümsemeyeceğim gül yüzlü çocuklara, gül desenli baharlara, kırlara, ceylanlara... Gel......
|