|
|
5/16/2009
İki kelime, bir cümleydi ilk yazın. İri harfle onaltılık puntoda.. Ben ise, gerginliğin yazında. Deli sevdaların lavında! Yadsımada binbir güzellikleri algılamış! Sadece düşünüyor, isim arıyordum, Duyguma. Çılgın yüreğime! Düşündüren iki kelimede mutluluk vardı! Dağılmaz dediğim, tükenmez sandığım elemin, Yerini kıpırtı alıyordu. İçimde kıpırdayan; Neşeydi! Sevinçti! Umuttu! Tutku olacağını sonradan yaşayacağım; Vadilerde avare dolaşacağım, Samanyolunda, dolunayda, şartlanacağım; Alışkanlıktı! Aşktı! Sevgiydi! Yazar, çizerlikten söz açıldığında; Dörtlük sıralandı tek tek gözlerime. Esinti vardı! Huzur vardı! Meltem vardı! Öyle dayanılmazdı ki! O an, şiir ırmağında, Suda beslenen nilüferin kökünde. Tanımadığım duyguda! Bilmediğim sancıda! Görmediğim mutlulukta! İlkleri, önemsediğimi bilircesine, Dünya ya beni mutlu etmek için gelmişcesine, Kulağıma fısıldadığın dizeleri büyütürcesine. Şaşkın oldum! Mutlu oldum! Çılgın oldum! Çok değil, kimlerin katlettiği uzaklıkla Azıcık, minicik seslendirdiğin sonra kaybolduğunda; Maviliği içtim! Gelgitleri sevdim! Şiiri İçtim! Büyü yaptığın mısraların sensizliğinde, Kafam bozuk, içim kıyılmış, Sinirlerim perişan iken; Şiirleri içtim. Düşündüğünde kızdığın,anlam veremediğin, Sevgi vefamda; aradığın nedenlerde,niçinlerde! Sesini gördüğümde, kullağımı açtığımda, Yüzüne değil! Bedenine değil! Kimlik kartına değil. Ruhunla, ufkundaki sevgilerden, Şiirini içtim ben senin!!
Yeşil yosun gözlerin, Sımsıcak pırıl pırıl parlıyor.. Gözlerime girerek. Kalbimi en hassas yerinden delerek, Tüm bedenime yayılıyor. Bakışların birer anlam ,yürek,söz! Çok şeyi anlatmak istiyor nazlı bakışların! Kim olduğunu, ne olduğunu soruyor kararlı ve meraklı. Ne güzel yakışmış sana aldığım elbise.. Çiçeklerle işlenmiş, renkler sevdiğin renkte, Senin için aldığım! Hani o tebessümleriyle göz kırpan o akşam da, Kolumu boynuna doladığım, saatte. Seni sarıp sarmalıyıp sevgiyle, Gözlerinde tutsaktım sana! Seni ne kadar çok sevdiğimi kanıtlamaya çalıştığım o an! Sözüm ona; kendimle yarıştığım. Kendimle yüzleştiğim, Kendimle yarışıp, savaştığım o akşam! Kimbilir kaç kez kaçıncı kez sana baktığım, Hoşuna gitsin diye aldığım o elbise içinde sen. Bakıyordum, hep ben sana. Çiçek bahçesinde gibiydin, En güzel çiçektin sen zaten! Karşımda, yanımda, kollarımda hep gülümsüyordun. Sarı saçların dalgalanıyordu. Kızaran pembe yanaklarında buseler.. Ben sana elbise aldığım için, mutluydum. Sen ise; Ne elbisenin farkındaydın ne de bulunduğumuz mekanın . Umurun da değildi hiç bir şey! Bana; ’’ Sevgini ver ,sevgi istiyorum ‘’ Anlamlı bakışlarında. Gözüme, içime batarcasına zıpkın gibi bakıyordun. Sana anlattığım kelimeler yerlere düşüyor, Ayrışıyordu.. Ve harfler uçup karışıp kayboluyordu. Sen kelimelere, ne anlattığıma bakmıyordun! Ayrışan harflerden SEVGİ yi yakalamak, yaşamak istiyordun. Evet bebeğim; Sen SEVGİ miniğisin! Sen SEVGİ meleğisin! Irmak gözlerinden sevgiyi ancak yaşatırsın! Senin karşında utanç duydum! Gözlerim doldu boşaldı o an, Minik elin dokundu yüzüme damlaları sildi. Ben sana elbise alırken, sarmalarken seni, Bana öğretmiştin, SEVMEYİ! Minik yüreğinle sadece SEVGİ olsun; SEVGİ yi öğret diyordun.. Irmak gözlüm, Can tanem! İtiraf ediyorum! Ben sana uzak yollardan ulaşmaya çalışırken. Sen o masum yürekli minik ellerinde, Sarı saçlarının dalgalarında.. SEVGİ Öğrettin Bana.. SEVGi yi senden öğrendim. Tanrım; ne büyük mutluluk bu!
Bir buselik hüzün sardı benliğimi, Sevgi bahçesinde hanımelleri, nergisler... Sanki küsler gibi. Sensizliğe kırgın tüm bahçe.. Deniz dalgalarında kükremiyor. Çarşaf gibi düz. Güneş ağlıyor bulutun arkasında. Bir buselik hüzün var sensizlikte! Ada da balıklar kızgın, elemli sensizliğe.. Çeşit çeşit balıklar buruk şaşkın! Arıyorum seni, bulduğumda denizdesin! Sen benim BARAKUDA'msın! Bilirmisin barakuda nedir? Barakuda, Bir balık sadece. Çok akıllı!! Ve çok acımasız!!! 5/7/2009
Sonu olmayan bir savaşın içindeyim. Sonu olmadığını bildiğim halde girdim bu savaşa, bile bile....
Şimdi dönüşü yok... Kurtuluş hiç yok...
Hani insan kapılır ya bir dalgaya, kapıldım gidiyorum... Nereye gidiyorum onuda bilmiyorum. Böyle bilinmezlikler içinde savaşıyorum kendimle... Oysa benim bir düşüm vardı. Gerçekleştirmek istediğim düşlerim vardı. Tutunmuştum onlara, sarıldığımda kendimi güvende hissettiğim düşlerim...
Ve sana dair düşerim...
Sen....
Gittin...
Düşlerde gitti, düşlerimde....
Şimdi bir boşluktayım işte...
Biliyorum
Düşüyorum....
Düşerken bir dalgaya kapılıyorum, Nereye sürüklendiğimi bilmediğim hırçın bir dalga... Götürüyor beni uzaklara... Yaşamak adına neyim varsa alıyor elimden bir bir... Şimdi elimde kalan bir kalemim var. Aldım elime yaşama dair bir şeyler yazmak istiyorum. Sevgi adına, aşk adına.. Ama sen katili oldun hepsinin. Hiçbir duygum kalmadı.... Şimdi bana öğrettiğin tek şey var... Kin ve Nefretim... Bu canavarı içimden sen söküp çıkardın sen... Oysa nasılda seviyordum seni nasıl da sevgi doluydum sana karşı. Sen görmedin, gördün de işine gelmedi. Gitmek istiyorum, kaçmak, bu şehirden kopmak istiyorum. Bu şehir bana acı veriyor. Sen olmasan da hayalin karşımda her an.
İşte acıtıyor canımı bu...
Evet terk etmeliyim bu şehri....
Çok şey aldı götürdü benden bu şehir...
Benliğimi, umutlarımı, düşlerimi ve seni aldı götürdü içimden....
Bu bir özlemdir... ( Sevgiliye duyulan)
Bu bir aşktır.... ( Hasreti çekilen)
Bu bir isyandır... ( Hayata sövülen)
Ve Bu bir nefrettir... ( sana...(duyulan)...)
Gidiyorum işte.. 4/17/2009 Bütün Mevsimlerde Yüzüm Kırağı Tutuyor Sende Benim Gibi Üşüyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Milyonluk Nüfusun İçinde Yapayalnızım, Bir Gölgelik Işık Bile Parlamıyor. Sende Benim Gibi Korkuyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun? Bıraktığın Hatıralar Kanıyor, Yaralara Gözyaşımı Basıyorum. Sende Benim Gibi Sızım Sızım Sızlıyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Seni Senden, Seni Benden, Seni Onlardan, Seni Ağrıyan Yanımdan Bile Çok Sevdim. Yoksa Sen Gülüyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Üstüne Serpilecek Topraktan Da Daha Çok Sevgimden Kefen Biçip, Aşkımdan Tabut Çaktım Seni Kalbime Gömüyorum. Yoksa Sen Kaçıyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Bana On Dakikanı Ayır Gözlerinle Gözlerim Buluşsun Sana Fısıldayacakları Var Diyorum Bakarız Kısmet, Zaman Diyorsun, Beni Zamana Mı Bırakıyorsun, Bana Saniyeleri Heba Mı Görüyorsun, Ben Sana Ömrümü Veriyorum Alıyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Sana Bir Şey Olmasın Diye Kalbime Dokunamıyorum İçinde Sen Yaşarsın, Sana Bir Şey Olmasın Diye Tenime Dokunamıyorum Tenimde Teninin İzi Var. Sense Benden Aldığın Beni Cömertçe Har Vurup Harman Savuruyorsun Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Seni Nasıl Sevdim Diyorum, Beni Duyuyor Musun? Beni Duyman Lazım, Beni Duymalısın Çünkü ; Sen Padişahların, Perilerin Kızısın Sen Aslı’sın, Şirin’sin, Leyla’sın Ferhat´A Dağları Deldiren Aşkı Bana Yaşatan Kadınsın Beni Duymalısın.
Sen Yeni Doğmuş, Saf, Sabi, Zerre Kadar Günahı Olmayan Taze Bebek Canısın, Otuzunda Bile Süt Kokarsın, Sen Zalim Olamazsın Beni Duyarsın. Sen Duru Bir Susun, Peygamberin Torunusun Beni Duyuyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Sensiz Gelen Her Sabahın Doğan Güneşine Uyanmak Ne Kadar Zifiri Karanlıkta Kalmakmış Sen Biliyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Bütün Saatlerde Seni Dolu Dolu Yaşarken, Yüreğimin Penceresinden Sana Koskoca Ankara´yı Santim Santim Gezdirirken, ALLAH Aşkına Sen Beni Kaç Saniye Düşünüyorsun. Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun?
Seni Senden, Seni Benden, Seni Onlardan, Seni Ağrıyan Yanımdan Bile Çok Sevdim. Yoksa Sen Gülüyor Musun? Seni Nasıl Sevdim Biliyor Musun? 4/15/2009
BEN GEÇTİM BAHARDAN, GÜLLERİM GÜZ MEVSİMİNDE AÇAR, KIŞTA ALEV ALIR GONCALAR. GÜLDEN GEÇ GÜLÜM, GÜL DİKENİYLE AÇAR, DALLAR GÜLDEN ÇOK DİKEN SAÇAR…
Bir masal anlat bana, içinde ‘ben’ olan; bir şiir oku bana, içinde ‘sen’ olan; Bir yürek tut avucunda içinde ‘biz’ olan ve bir gece ver bana içinde ‘umut’ olan…
Hep rüzgârlı bir gecenin içinde yürümek istiyorum. Yolumun kenarında lambalar değil ayışığı olsun istiyorum. Kimsenin olmadığı sokaklarda yalnız başıma yürümek. Aslında tam olarak yalnızlık değil istediğim. Ama yanımda seni bile istemiyorum. Sen yanımda değil içimde olmalıydın. Karanlıkta üşüsün istiyorum saçlarım. Üşümek istiyorum, ürpermek ve hiç birşey düşünmeden içinde sen olan bir türkü söyleyerek yürümek…
Neden gece olunca değişiyor çehreler? Gündüz duyduklarım geceleri fistan giyip koşuşuyor etrafımda. Neden? Her gece aklımdan geçenler güneşin ilk ışıklarıyla penceremden dışarı kaçıyor. Duvara bir perde geriyor gizli eller. Garip bir sinemadır artık gördüğüm, beyazı tükenmiş bir perdede. Yazan ‘ben’, oynayan ‘ben’, izleyen ‘ben’. Başka kimseler yok. Neden?
Gündüzler dökülüyor gözlerimden bir bir. İçimde ne varsa gözlerimden kusuyorum. Işıkları söndürüp yerlerine aynalar asıyorum;
- Çıplak ayaklarıyla küçük bir çocuk yürüyor uzaklarda. İki yanında ağaçlar olan bir yolda, ay ışığını tutmak için koşuyor. Ağaçların arasından sızan ışıklar çıplak ayaklarını ısıtıyor. Sağ elini gökyüzüne kaldırarak koşuyor. Ama kimse anlatmıyor, ayın tutulamayacağını. Kimse anlatamıyor ayın geceleri tutuklandığını…
-Yüksek kayalıkların üstünden biri denizi süzüyor. Rüzgâr dalgaların başını kayalar vurup duruyor. Ne rüzgâr bıkıyor bundan ne de deniz arlanıyor. Ömrünün baharında biri… Gözlerini kısıp uzağa bakıyor. Önce kendini atmak istiyor, sonra vazgeçiyor. Her iki elini kalbine daldırıp, gözlerini yitirmişçesine bilinçsizce bir şeyler arıyor. Gözlerini kapatıp bulduğu şeyi var gücüyle denize fırlatıyor. Birden değişiyor yüzü, kayalık olmaktan vazgeçip deniz oluyor…
- Masal kitaplarından kalma bir yaz gecesi. Unutulmuş bir köyün akşamında cırcır böcekleri, kurbağa seslerine karışıyor. Bu sesler gecenin en duygusal şarkısıdır çoğu zaman. Dam yataklarında herkes uyumuş. Rüzgâr sokakları yalnız başına dolaşıyor. Çocuklar rüzgâr kapmasın diye sıkıca sarılmış yorganlarına. Uyuyanlardan umudunu kesen rüzgâr, bir çift açıkgöz buluyor sonunda. Yıldızlar da göz kırpıyor ona. Uyumamış, uyuyamamış birisi var, toprak damların birinde. İçinde sır gibi sakladığı bir kor, yıldızları utandırıyor. Depremden arta kalanlar gibi yıkık ve titriyor. Göz kırpan yıldızlar bile onu kendine getiremiyor. Kimse görmesin diye gözlerini, sağ yanına dönüp iyice yumuluyor. Bildiği dualar dökülürken dudağından, yastığı ateş damlalarıyla ıslanıyor. Şimdi cırcır böcekleri ve kurbağalar ağıt yakıyor geceleri…
-Dışarıda yağmur. Gök delinmişçesine yağıyor. Camlara vuran yağmur içeri girmek istiyor. Üşüyor mu ne? Yağmur üşür mü sahi? Yoksa karanlıktan mı korkuyor? Ben köy gecelerinin hayaliyle serinlerken bulutlar içeri doluyor. Balkon kapısının eşiğinden, açık bıraktığım pencereden içeri giriyor bulutlar. Gökten yağmur boşalıyor ve pencerem açık. Ben yağmurun sesini duyarak uyumak istiyordum. Gök gürültüsüyle değil. Şimdi şimşekler çakıyor duvarlarda, odamın içinde yağmur var. Bulutlar kaplıyor her yanımı. Yetişin yıldızlar, cırcır böcekleri nerede?
Böyle anlatmamışlardı bize yağmuru. Yağmur yıkmazdı, yağmur hayaldi, yağmur yürekti, el ele tutuşarak beraber ıslanma hayallerimiz vardı. Şimşekler aydınlatıyor ellerimizi şimdi ve sadece gözlerimiz ıslak…
Bütün aynaları kırıyorum. Işıklardan sonra aynalarımı da yitiriyorum. Ama bazen hüznü de seviyor insan. Fuzuli gibi ‘aşk ve ızdırap’ demek istiyorum. Necip Fazıl geçiyor içimden çileli sesiyle; ‘Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta’. ‘Bize en çok yakışan umuttu, ama hüznü ve umutsuzluğu yaşamamak elde mi?’ diyordu sonradan intihar eden bir şair*. Herhalde bu sözünü gece söylemiştir ve gece vakti kendini yitirmiştir diye düşünüyorum kendi kendime.
Sabır ey yüreğim, sabaha az kaldı; sabır ey ömrüm vuslata az kaldı. Biliyorum ki yine gündüzleri Ziya Gökalp gibi ‘umut hiç susmayan geveze bir kuştur’ diyeceğim. Ya geceleri… Sahi o da bir gece vakti alnına dayamıştı silahı değil mi?
Şimdi anlıyorum, gecelerden uzak durulması gerektiğini, ya da Eddison gibi çekmecesine parıltılı sayfalar koyarak ışığı bulmak gerektiğini. Ama unutkan balıklar gibi oltaya takılıyor yüreğim her seferinde…
Dışarıda yağmur var. Açın pencerenizi, yağmur sesini dinleyin ve uyuyun. Sahi gece size ne anlatıyor merak ediyorum? 4/8/2009
İçimdeki resme adresi meçhul mektuplar yolladım Her sayfasına yar solmuş gül yaprakları sakladım Suçlu bir maziydi dertlerim kanarken ben ağladım Sensizliğin yorgun sokaklarında seni seni aradım. Perçemi mutluluğa yasak acıların kentlerindeyim Yeminler ettim seni yaşamaya cennettir gözlerin Varlığının gül bahçelerinde neyleyim sensizsem Aşkın fasıllarındayım ben her kadehte seni içerim Söylenmemiş şarkılar ezberimde zerrelerimde sen Sızılarla tükenen bir ömrün ahire yolcusuyum ben Ayazda yüreğim özlemi şerbetçe içerken her dem Titrek bir alevin kollarındayım mevsimler geçerken.
Küskün baharlar birikti şiirlerimde dalgalar hırçın Bir can büyüttüm içimde kimi barışık kimi dargın Her alev kendini yakarmış bendeki sönmez yangın Yoksul umutlar diyarındayım aşk en büyük şanım. Varsın dertli yazsın kalem hüzün damlasın ucundan Karlar yağsın mevsimsiz güller kanasın ah kahrından Sıradağlar yol olur çöller denizlerce çağlar bir tanem Bir sevda destanısın sen yüreğimde aşk ismindir inan. 4/6/2009
Bazen herşey anlamsızlaşır, boğulur gibi hisseder insan kendini. Masalar sandalyeler üzerine gelir. Seni anlamayan, boş konuşan boş bakan insanlarla sonuçsuz cümleler paylaşmak zorunda kalırsın. Ayrılamazsın o ortamdan ne kadar istesen de. Hayatın gerekliliğidir bu, kurmuş olduğun düzenin getirdikleridir. Konuşur, konuşursun aklın yüreğin başka yerlerde, başka diyarlarda. Başka zamanlarda, başka mekanlarda olmak istersin hep. Bu umutsuz bir çabadır bilirsin ama istersin de bir taraftan. Gözlerine bakarsın çevrendekilerin. Farklı bir ışık, farklı bir açı yakalamaya çalışırsın. Yoktur tekrar tekrar baksan da. Belki değişir birgün diye aynı gözlere bakarsın için titreyerek.
Sokaklar kalabalıktır ama ıssız olsa keşke dersin. Gökyüzü berraktır ama hafif yağmur istersin. Sevgilin aramıştır aslında ama “niye daha önce aramadı ki” dersin. Karanfil almıştır sana papatya koklamak istediğini düşünürsün. Radyoda anılar serisinden hafif bir müzik vardır, Sezen’den bir parça olsa da dinleseydim dersin. Arkadaşın kek yapmıştır en sevdiğinden, sütlü bir tatlı olsa da yesem dersin. Olur bazen değil mi herkese bunlar? Olduğunu söyleyin lütfen. Bazen, çok sık olmasa da olduğunu söyleyin ne olur…
Olması gereken, doğrusu böyledir diye bilinen şeyler vardır ya, kalıplaşmış düzenin insanları yapıyor hepimizi. Ve mutluluğumuzun sınırları da başkaları tarafından çiziliyor. Mutsuzluğumuzu yaşama, gösterme hakkımız elimizden alınıyor. İçi farklı dışı farklı bireyler haline geliyoruz. İfade edemiyoruz duygularımızı. Bencil olmamak, sahip olduğumuz nimetlerin değerini bilememekle suçlanıyoruz. Aslında nasıl hissediyorsan öylesindir. Zaman gelir bağıra çağıra şarkılar söylemek gelir içinden. Zaman gelir ağlamaya bahane ararsın, en küçük bir şeyde gözlerin ıslanır, dudakların titrer. Bu farklı bir şeydir, tarifi gerçekten zor. Bir derdin, sıkıntın yokken bile olabilir. İşte ben o anlarda hep denizi olan şehirde yaşamadığıma hayıflanırım. Deniz olsaydı ah, deniz olsaydı… İçin kabarır, gözlerin dalar gider. Olur değil mi herkese bu? Olduğunu söyleyin ne olur…
Yaşam bir armağan bizlere biliyorum, hayatı ve bize verdiği her şeyi seviyorum…Ama arada bir uzaklaşma, memnuniyetsizliğimi göstermeme fırsat verin ne olur… 3/29/2009
Ben bir kelebektim önceleri, Özgürlüğün peşinde koşan, Aşka sevgiye inanmayan, Yalnız kendisi için yaşayan...
Arı oldum sonraları, Bir çiçekten diğerine kondum, Her birinden ayrı tat aldım. Ama hiç birine bağlı kalmadım...
Ağustos böceği oldum daha sonraları, Gülün birine âşık oldum da ondan. Şarkılar söyledim onun için, şiirler yazdım Ama o beni hiç sevmedi! ! !
Karınca olmaya karar verdim, Çok çalıştım onu unutabilmek için Arı olmayı denedim, nafile, İçimdeki kelebek ise zaten ölmüştü...
Boşluktayım şimdi, Kendimi arıyorum, Artık tek düşündüğüm şey; Ben Neyim?

3/23/2009
YİNE GECE YARISI YİNE AKLIMDA SEN SENİ ÖZLÜYORUM SENİ DÜŞÜNÜYORUM HER GECE DİNLE BEBEĞİM BU SÖZLERİM SANA SANA SÖYLÜYORUM SENİ BEKLİYORUM
HAYAL EDİYORUM O GÜZEL GÜNLERİ KÜLLERİNLE YAKTIN BENİ NE OLUR DÖN GERİ..!
SENİ SEVDİM SEVDİCEĞİM SONUNA DEK SEVECEĞİM ÖMRÜMÜ SANA ADADIM ASLA VAZGEÇMEYECEĞİM
YİNE GECE YARISI YİNE AKLIMDA SEN SENİ ÖZLÜYORUM SENİ DÜŞÜNÜYORUM DİNLE BEBEĞİM BU SÖZLERİM SANA SANA SÖYLÜYORUM SENİ BEKLİYORUM
YAĞMUR YAĞAR SESSİZ VE SENSİZ AĞLAR GÖZLERİN DERTSİZ ÇİLESİZ GÜNLER, GÜNLER SENELERE DÖNER BENSİZ MUTLUDUR SENİ SEVDİĞİ İÇİN NEDENSİZ UFUKTAN , UFUKTAN BİR IŞIK DOĞAR YERLİ YERSİZ RÜZGARIN SAVRULDUĞUDUR AMA BİR GÜN KAYBOLUR SENİ SEVEN BU DENSİZ..
HAYAL EDİYORUM O GÜZEL GÜNLERİ KÜLLERİNLE YAKTIN BENİ NE OLUR DÖN GERİ..! 2/28/2009
Porsuk çayında bir yudum su olup akabilsem... Avuçlarında konaklayabilsem...
Ve bir nefeste beni içine çeksen...
Bu şehrin her sokağında soluyorum Yüreğimin hükümdarı sen ben hükümlüyüm Porsuğun o sularında sensizlikte zehirleniyorum Ben her anımda seni soluyorum...
Yavaşça ellerini bırak serin sulara... Bir yudum su al ve sür tenine doya doya... Sıcaklığımı hisset içinde... Ben sevdamı bıraktım porsuğa...
Bir kez hissetsem sıcaklığını yüreğimde Sonra sonra isterse alsın götürsünler beni Porsuğun o akıntısı beni sana götürsün Ben sende varım... Sana getirsin o porsuğun zehirli suyu
Zehri sineme çekerim bir nefeste... Ve ben seni içerim gecelerde... Yar diye sardım seni düşlerime... Ve seni buldum porsuğun serin seslerinde...
Sımsıkı sarılmak istiyorum sana Porsuğun o suyunda gözlerini, ellerini bulmak istiyorum Bir ömür yetecek kadar kokunu içime çekmek istiyorum Yalnızlığımda bedenimi sarmalayan sen ol istiyorum Porsuğun o sularında sadece sen ol istiyorum...
Tenimden yorgun sular akıyor... Yarınlar yosun tutmuş maviler umut satıyor... Gözlerim ferini kaybetmekte ışığım sönüyor... Geleceğim feryat figan seni arıyor... Tut ellerimden gül bakışlı porsuk beni çağırıyor...
Gözlerim seni arıyor yıldızlı bu gecede Gökyüzü karanlık,yüreğimde mavi umutlar Seni arıyorum karanlık gökyüzünde Parlak olan yıldızlar sensin Kayıp gidiyorlar birbir Gündüzleri porsuğun kenarında oturuyorum Ellerimi gökyüzüne uzatıyorum Ve seni arıyorum yine..
İşte geldim, burada yanındayım... Bak ellerim saçlarını okşuyor... Hadi uzat ellerini ellerim ellerini istiyor... Hadi şimdi o sıcaklığınla sarıl bana... Porsuk çayı beni kıskanıyor
Gel gel ve bir daha gitme Yıldızlar başımız aşağı yağsın Kıskansın gökyüzü bizi Kıskansın porsuk çayı Ellerim hep ellerinde olsun Yüreğim hep yüreğinde saklı kalsın Kıskansın porsuk çayı yüreklerimizi...
Hadi ver elini koyayım yüreğime... Hadi kapa gözlerini yüzelim hayal denizinde... Sıkıca tut elimi yürüyelim beraberce... Bizi bizden kıskanan porsuk çayının üzerinde...
Yüreğimi yüreğine ekmişim Mavi denizlerden sana gelmişim Bırakırcıyım zor bulduğum o elleri Gondola binerim ve porsuk çayında seninle çıkarım uzun bir yolculuğa Sen varsan üşütmez beni bu şehrin ayazı
Çıksa bile fırtına kaparım gözlerimi... Essede en sert rüzgârlar bırakmam ellerini... Ümitlerimi vermişim ellerine... O porsuğa yareder miyim ben seni_?
Bir mucize istemedim şu hayattan Sen vardın mucizem En fırtınalı anımda sıkı sıkı sarılan Üşüyen ellerimi ısıtan Korkmadan yol aldım fırtınada Porsuk çayında... Sen vardın mucizem sen...
Kâbuslarımı rüyaya çevirendin... Geçmişimi geleceğe döndürendin... Aşka dair bana bir yol verdin... Şimdi porsuğun etrafında gezinensin... Ben de hayaline sarılıp yokluğunda seni bekleyendim...
Ömrüme biçilmişinsin Gülüşlerime yansımış gözlerin, sevgin Bulanık olan porsuğa mavilikleri getirmişsin. İnfazım karanlıkken gelişinle mavilik olmuş Porsuğum artık bulanık değil mavi bir deniz.. Sen varsın heryerde... Seni arayan iki çift göz ve bir yürek var porsuk çayında...
Tozlu yollara sürüdüm ayaklarımı... Kaldırımlara çaldım bakışlarımı... Herkese biraz miras bıraktım herbir parçamı... Mavilerimi de sana getirdim... Sana miras bıraktım sürgün sevdamı...
Tüm renkleri koydum heybeme Yolum uzun hangi renk kalır heybemde bilinmez? Ama tek bir renk var ki o benim yüreğimde Sanada en çok yakışan renk Yüreğimle sunuyorum maviyi sana..
Dün gece vurdum kadehin dibine... Gözyaşımı sürdüm geceye... Aşkı nakış eyledim kendi ellerimle... Mavi sevdamı yol eyledim gönlüne...
Yağmurlu bir gecede gel Gökyüzünden düşen her damlada sen ol Ellerime düş Maviye hasret kalan şu yüreğim maviyle yıkansın...
Hasretle havalandı bir kuş... Gördüğüm ne rüyaydı ne düş... O kuşun kanadında bana bir öpüş... Gönder ki gönlüm kızıla boyansın...
Martılar denizin üzerinde uçuyor Beni başımda ise hasret martıları Gelsen de bitirsen şu hasretliği Gelsen de, gözlerimi, dudaklarımı yüreğime maviliklere boğsan
Hafifçe kısıyorum gözlerimi... Dilimden siliyorum tüm heceleri... Uğruna yaktığım geceleri... Mavi düşlere saldım sana geliyorum...
Gözlerimi kapadım,gözlerimin önünden uzun bir yolculuk geçiyor Hayalinle gözlerime sınırlar çiziyorum Bir hasret ki yüreğimde sana dair anlatılması güç Notaları seni çalıyor şarkının sen tütüyorsun burnumda buram buram Ve işte o şarkı.. Biraz Kızıl biraz Mavi Gel mavilerini kuşanda bende burda kızıllığımı kuşandım.
Göklerde kızılın gözleri... Yüreğimde mavinin kızıla hasreti... Geceyi büründüm üzerime... Yıldızlardan inci yağmurları var geceye... Topladım hepsini bir bir... Uzat ellerini dökeyim avucuna bir bir...
Özlemin içimi acıtıyor yine Bana arkadaş olansa,yağmurun sesi Gökyüzünde benim halime ağlar gibi Sen yoksun ya ne kızıllık var nede mavilik Gelsen de şu yağmurlarla korkmasam karanlıklardan Sarılsan bana sıkı sıkı gitmemek üzere İşte o zaman özlemin bu kadar acıtmaz canımı Kızılla boyanır odam,yüreğimse maviy'e Sen bir gelsen..
Sadece bir kez olsun beni düşün çektiğim acıyı bir kez olsun hisset diye!!!! Korkuyorum; her geçen saniye sanki sensizliğe bir adım daha yaklaşıyorum. Her gidişinde daha çok acı çekiyorum ve her dönüşünde belki bu sefer gitmez diyorum. Mutluluk o diyorum... Mutluluğa dair ne varsa onda diyorum…
Nefes almaksa yaşamak yaşıyorum ama havayı solumaya benzemiyor; sen olmazsan nefes alamıyorum. Geceleri gözlerimi kapatıp hayaller kuruyorum her sabah seni görme hayali ile uyanıyorum...
Biliyor musun? Hiç pişman olmadım seni sevdiğim için belki hayatımda verdiğim en doğru karardı seni sevmek… Keşke seni başka zaman tanısaydım; belki o zaman hayat karşısında bu kadar yorgun durmazdım. Ağlarken gülmeyi öğrettin bana en kötü anımda gülmeyi ve hiç kimsenin başaramadığını yaptın... Sevmeyi öğrettin…
Önceden hiç düşünmezdim bir gün gideceğini ve bir daha dönmeyeceğini... Ama onu da öğrettin... Bu güne kadar sana kal demedim... Yüreğimin dediklerini hiç söylemedim... Çok denedim söylemeyi ama beceremedim. Şimdi bunları söylemem saçma gelebilir sana çünkü buradasın yanımdasın ama biliyorum yine gideceksin.
Sen korkularını seviyorsun... Bense korkularımın üzerine gitmeyi savaşmayı ve hatta gülmeyi KAYBEDERKEN BİLE… Artık biliyorum bir daha gidersen son gidişin olacak…
Ve benim son bekleyişim son vazgeçişim sevdandan… Bıraktığın son acı...
Çektiğim bu acıyı yalnız sen duy sen anla diye…
Bir sen bil diye… 2/11/2009
Yalnızlığın bu türlüsünü hiç yaşamadım ben. Oysa bu yalnızlığın ilacının sen olduğunu biliyorum. Elimi uzatsam tutacağını, kaygılarla dolu saatlerin bir anda yok olacağını biliyorum. Sandığın kadar güçlü değilmişim demek ki! Konuşmak istiyorum. `Seni hiç sevmemiştim, sana değer vermemiştim` demek istiyorum. Ama çıkmıyor bu sözcükler ağzımdan. Tıkanıp kalıyor boğazımda. Nasıl söyleyebilirim ki bunu? Seni düşünmenin bile bana heyecan verdiğini nasıl inkâr edebilirim? `Sen hayatımda değişik bir renktin. Değişiklik arıyordum, sen bana yaklaşınca uzak kalamadım` demek istiyorum. Oysa renklerin güzelliğini seninle keşfettim ben. Her renge senin adını verdim. Hayatımda bir değişiklik olduysa bu seninle geldi. Senden uzak kalmayı hiç düşünemedim ki! Sana yakın olmanın verdiği hazzı başka hangi duygu tattırabilirdi bana?
Çekiciydin, güzeldin. Bu yönünle etkiledin beni. Kişiliğin, kültürün, zekân hiç dikkatimi çekmedi` demek istiyorum. Bunun yalan olduğunu sen de biliyorsun. Sen yoktun; sözlerin vardı, kendini anlatışın vardı, hayata bakış açın vardı. Ve ben senin olmadığın zamanlarda işte bunlarla yaşadım. Şimdi `beni sadece çekiciliğin etkiledi` dersem kendimi inkâr etmiş olmaz mıyım?
Kilometreleri senin için katetmedim. Sadece öyle zannetmeni istedim. Bir oyundu bu` demek istiyorum. Ama kendimi kandırıyorum. Çünkü ben o yolları içimdeki o tarif edilmez heyecanla aştım. Seni gördüğümde yaşadığım titremeyi gizleyebilmek için ne yapacağımı şaşırdım.
Aslına bakarsan `ben aşka falan da fazla inanmam` demek istiyorum. Aşkın gücünün hayattaki başka hiçbir şeyden daha kuvvetli olamayacağına inanırken… Doğruları yüreğimin sesiyle bulurken… İnsanı insan yapan en önemli şeyin aşk olduğunu düşünürken… Aşka inanmam demek, ben hiç yaşamadım demekle eş anlamlı.
Hayat hep seçenekler sunar insana. Ama her zaman en doğrusunu seçmek mümkün değil. Önemli olan yaşanan yanlış da olsa bundan yarına dair bir ders çıkarabilmektir.
BEN ŞİMDİ YANLIŞI YAŞIYORUM… 2/6/2009
Sevmek kimine göre ölmek demek Ölmek kimine göre sevmek Ama asıl gerçek Ölümüne sevenler asla ölmezler
Yalnız sen değildin en hain sendin Kaderim ya ben hep hainleri sevdim Al işte hepsini buraya serdim Söylesene hangi kurşun senindi
Hala unutmadım ihanetini Kalbimin kıyamet alametini Vereyimde al git emanetini Söylesene hangi kurşun senindi
Kalbimi alev alev yakanmı Hala yarasından kanlar akan mı Biraz önce şu sırtımdan çıkanmı Söylesene hangi kurşun senindi
Bir sende gelmedim ben bu hale Şu hain aşkların hepsi benimdi Tanıyıpta bulamadınmı hala Söylesene hangi kurşun senindi
Ne kurşunlar çıktı bilsen bu tenden Ne aldınsa helali hoş olsun benden Yazıktır davacı olursam senden Söylesene hangi kurşun senindi
Arada bir çıkartıpta bakarsın Olur ya boynuna belki kolye yaparsın Hainler gününde onu takarsın Söylesene hangi kurşun senindi
Sevmek her şeyi göze almaktır Sevdiğim... Onun için ölüme varmaktır... Ona ölmektir... Ona âşık olmaktır... Tüm kalbinle onu düşünmektir sevmek... Bazen duymaktır sesini hayalinde... Gözlerini kapattığında gözlerini görmektir sevmek Geceleri başını yastığa koyunca onu düşünmektir sevmek... Onu hayal etmektir saatlerce... İsmini her daim dilinde dolaştırmaktır sevmek... Sevmek cennette bile onsuz yapamayacağını bilmektir... Sevmek onunla bir ömür geçirmektir... Onu mutlu edebilmektir... Onun her şeyden önce geldiğini bilmektir sevmek... Onun için canini verebilmektir... Kıskanmaktır onu delice…
SEVMEK HERSEYI GOZE ALMAKTIR 2/4/2009
Gecenin en siyahında,
Umudun bittiği yerdeyim,
Köşeyi dönsem ölüm,
Düz gitsem hayat,
Gölgeler içindeyim.
Sen imkansızsın,
Sensizlik imkansız,
Aşk imkansız.
Çemberin en dışında,
En çıkmaz sokaktayım,
Çığlık atsam sessiz,
Sussam yine çaresiz,
Gölgeler içindeyim.
Sen imkansızsın,
Sensizlik imkansız,
Aşk imkansız… 2/3/2009
Ey aşk! Seninle oynuyorlar bu aşksız insanlar! Bakışlarını uzat bana, seninle bakayım dünyaya... Seninle anlamlaştırayım hayatı, seninle anlam kazansın ibadetlerim... Bakışlarını uzat bana, ışığınla aydınlansın kör bakan gözler... Sende görsün beni, gözlerim uzakları görebilmeli... Bakışlarını uzat bana, yüreğimdeki karlar erisin! Bahar gelsin yüreğime, aklar'ım yeşersin! ! Bakışlarını uzat bana, içi gülsün gözlerimin... Bakışlarını düşür sözlerime, aşk d'olsun cümlelerim, aşkla d'olsun yüreğim... -Ellerini uzatma bana ey aşk! Ola ki; tutamam ellerinden.... Tutamayışım iner yüreğine, kırılırsın en ince yerinde hayatın, küsersin bana... -Ne olur ey aşk! Dokunma bana... Sen beynimin dokunuşlarındasın, gülistanında yüreğimin... Ona yakarışlarımdasın... Ne olur ellere düşme..! Ne olur y'ellere bırakma kendini..! Eller bilmez kıymetini, sen hep kal gülistanında yüreğimin ve hep ışığı ol gözlerimin... İstersen hiç uğrama bana, hiç bilme, hiç tanıma, hiç anlama... Ben seni seviyorum ya! ! bu yeter bana ey aşk..! Güzelsin sen, sevilmek kadarsın...özlemek kadar, hasret seninle anlamlı.. Özlemek senle orantılı... Sensiz yaşanmaz.... Sen ölümü kıskandıran tek 'var'sın... İnsanlara ölümü sevdiren ve ölümü bu denli anlamlaştıransın. ölümsün doğuşlara vesile olan... Ateşsin yüreklerde ve gülsün hovarda ellerde... Ne olur düşme ellere! Ne olur kapılma y'ellere! ! ! 'Eller kıymet bilmez'... Y'eller savurur seni, düşersin yerlere.... Düşme düşme düşme.... Ben düş'tüm. Sen düş ol 1/27/2009
Kapıyı vurup gidişinin ardından, bende "gitmelerin" üzerine kapadım tüm kapıları… Benden gittiğini sandın ya hani, kitledim umutlarımı sanmaların üzerine… Gitmemişsin gibi, hiç bitmemişsin gibi uyudum sana dün… Uykumda içim ürperdi… Rüyamda bile sen yoktun… Gerçekliğini yaşattığın her ne varsa alıp, düşlerime kattın ve öylece gittin… Beni karmaşıklığının içine hapsedip, ellerini çektin… Şimdi bir sen yoksun birde sendeki ben yok…
Ve yine benim, yine sensiz yine bomboş yine darmadağın…
Düşündüm de "yok" olan çok şey var artık… Önce sen yoksun… Sonra senin bana kattıkların yok… Her şey senden öncesi… Senden sonrası hiç yok ! Bir hiçlik bana kalan ! Sorma yok olanları, dokunuyor !
Var olanların zamanı şimdi ! Sensiz bir "ben" var… Hüzüne karışmış umutlar var… Beni içime küstüren, sende tükenen bende bitmeyen sevgim var ! Dinmeyen yağmurlarım var… Anlattırma var olanları, canım yanıyor !
Kalemimin her darbesi gözyaşı misali… Kalbimde sayısız cam parçaları… Kırılmışım, dökülmüşüm… Kendi kendime kalmışım başı boş sokaklarda… Yok olanlara var olanları karıştırıp, susmuşum aynada ki halime…
Ve yine; Sessiz bir köşede, kendimden düşmüşüm… Ve yine; Yüreğimde biryerlerde kaybolmuşum… 1/6/2009
Kalbimin duvarlarında kan lekeleri var ey sevgili İçime akıttığım gözyaşlarımdan ibaret Hadi vefasız hadi sende benden nefret et Zaten sevdiğin söylenemez Nasıl doğar sevgisiz gönülden nefret
Kalbimin duvarlarında kanlekeri var ey sevdiğim Uğrunda akıttığım çocukça masumca gözyaşımdan ibaret Sen şimdi istediğin kadar benden nefret et Ama unutma ey sevgili kan lekeleri Kalbimin duvarlarından Bir ömür silinmeyecek
Belki De sevmişindir.... Ne bileyim… Ama Sana Şunu söylemek istiyorum lütfen gözlerime Bak... Ve kalbindeki yerini öğren Ondan Sonra... Devam etmeyi Dene... İstemiyorum seni... Anla Artık. Anla biraz... Yine Bunaldım yine...
Ayni Şeyler... Sen Ayni... Sin... Birimiz değişmeliydik... Ben değişiyorum... Gözlerime Bakmayı Dene... Ve bittiğini Anla... Sakin Ama... Sakin... Bekleme... Sana boş Umut Veremem... Ben seni Sevmek istemiyorum Artık... Aşkı istemiyorum... Aşk... Siz... Ama Mutlu Olmak... İstiyorum... Lütfen Mutlu Olmama izin Ver... Bu izni De Sadece... Beni... Rahat Bırakarak... Yapabilirsin İnana Bana... DEFOL... Artik Ne Olur... DEFOL GİT... İstemiyorum seni... Neden Hala Ayni... Herşey bitti... Aracıymış... Çok komiksiniz... Olması için... Bir Daha kendi. Seviyende... Birini Bul... Ve Onlarda... Aracı... Kullan... Ben aldatıldığım Zaman Devam Edemem... Sizin seviyenize çıkamam... Aşk için... Canımı verebilirdim... Ama... Aldatılmışsam... Sakın... Ama Sakın dönecek diye... Bekle... Ve git birini Bul Ya... Allah aşkına Sen güzel bir Kızzın... Git Bul birini... Walla güzelsin... Tabi senin tabirinle... Ben De güzel kelimesi Pek Kullanmam... Benim için Tek güzel... Bana ait Olandir... Başkası... Olacak... Sende Bul Bence... Birgün evlenirsem... Teprik Vermene Gerek Yok... Sen Gel... Mutluluğumu görür sün... DEFOL… Şimdi.
DEFOL… DEFOL… DEFOL…
Aşk insana ne yapar ki Aşk basitken ben acı çekiyordum Anlayamıyorum kendimi Anlayamıyorsun beni
Seni kalbime gömmek mi? Hayır! Seni atmak istiyorum içimden Sen ki bana sadece acı veren Sen ki beni benliğimden eden
Adı yok sana hissettiklerimin Yanımda olsan ne yapardım bilmiyorum Belki sarardım önce Sonra ağlardım, bilmeden ağlardım
Yukarıdaki sana söylüyorum İnanmıyorum artık sana İnanmıyorum değer verdiğine Tek dileğim olmamış olmaktı
Ya onu bana yaz Ya da beni her şey den sil Beni benden nefret ettirdin Beni hayattan nefret ettirdin Ve işte sonunda da senden
Yok, et beni umurumda değil Ben zaten yokum Tek parçam kaldı acı çeken Ve tek mutlu son var artık O da yok olduğumu bilmeyerek yok olmaktır... 1/5/2009
Günbatımında başlar özlemler. El ayak çekilmeye başlayınca bu yalancı kentten, kalırsın baş başa bir sen, bir yalnızlığın, birde özlemlerin… Ellerin üşümeye başlar yoksa sevgilin yanında… En büyük özlem de onadır ya Kendini hep yarım hep eksik hissedersin. Duvarlar üstüne gelir Onun yokluğunda. Yaktığın sigara bile senin gibidir biraz acı biraz kederli yanar.
Sonra bir şarkı tutturursun yada geliverir aklına. Söylersin ama O duymaz, istersin gelmez. Özlersin onu. Sonra bir bakmışsın iki damla yaş akmış yanaklarından ona doğru. Süzülürken yaşlar yanağından dudaklarına, öper de yollarsın o yaşları Ona. Özlemişsindir.
Sonra ardından bir sigara daha yakarsın sonra bir tane daha bir tane daha... Baktın olmuyor, bulamıyorsun bir çare atarsın kendini yatağa uyuyup kurtulmak için bu özlem acısından… Önceleri acı zannedersin ama, sonra anlarsın ki o senin sevginin ateşi, sevginde onun oksijeni. Ama bilemezsin ki her şey daha ağır daha acı olacaktır şimdi.
Kapatırsın ışığı girersin yatağa… Bir de bakmışsın bedenin yalnız, bedenin buz gibi. Ararsın beklersin bir dokunuş, bir sarılış… Uyurken duymak istersin o sıcak nefesin verdiği huzuru ama, sende bilirsin ki sağın karanlık solun karanlık. Hani alışmıştır kulakların duymak ister iyi geceler sözünü, küçücük masum bir öpücük istersin… Yalnızsın ne duyarsın ne hissedersin.
Bir serseri mayınsındır artık… İçin özlem yüklü yüreğinde bir derin yara beklersin uykuyu bir sağa bir sola dönüp. Dedim ya yalnızsın ne uykun gelir ne sızısı diner gönlünün. Uyumak için kapatırsın gözlerini gözünün önüne mutlu anlar gelir, gülümser sana. O tebessüm ettikçe senin yüzün asılır. Sonra haykırmak istersin içinden ama, olmaz. Sonra bir küfür sallarsın yalnızlığına bir isyan edersin özlemine. Kızıp durursun sonra uyuya kalırsın… Sabah kalktığında geceden kalma hüznün hala damarlarında dolaştığını hissedersin… Sonra iş güç derken uzaklaşıverir damarlarında dolaşan bu serseri hüzün… Rahatlarsın.
AMA UNUTMUŞSUNDUR Kİ, GÜN BATIMINDA BAŞLAR ÖZLEMLER... 12/22/2008
Dost sohbetlerinde andım seni bugün.
Cümlelerim yettiğince çınlattım kulaklarını.
İyiyi söylemek varken kötüyü seçtim bu gece.
Ne çok birikmişlik varmış içimde.
Sen ve kötü yakışmadınız bir birinize.
Sonra düşündüm;
Yakışmayan kimdi?
Ya da kim neye yakışmıyordu?
Sanki sen yakış mıydın bendeki bu aşka?
Yakıştıramaz oldum seni kötüyle yan yana
Anlattıkça bitecek sandığım öykülerimiz konuştukça daha da uzadı
ve ben nokta koyamadım hikayeme.
Oysa! sen noktalamıştın ömrümü çekip giderken.
Yarım kalan hikayemi tamamlayamadım.
Hadi söyle bana yar?
Kahramanı olmayanı bir hikayede nasıl biter final?
Bir kitap yazacak kadar çok cümlelerim vardı sana dair
Şimdi sen öykünün ortasında çekip gidiyorsun ve bitir diyorsun..!
Biter bu kitap bu gitmelerle..!
Belki sayfaları eksik kalır belki sonuna üç nokta konur cümlelerin.
Ama dedim ya bu gitmeye sadece bitmek yakışır.
Cümleler biter
Öykü biter
Kitap biter
Ben biter!
Ve güneşli bir İstanbul sabahı girdiğin sahaflar çarşısında
cezbedecek bir kitabın rengi seni
Tıpkı bir zamanlar benim seni cezbettiğim gibi.
Eline alıp sayfaları karıştırdıkça şaşkınlığa kapılıp
oradan kaçmaya çalışacaksın.
Tıpkı arkana bile bakmadan benden kaçtığın gibi.
Aklında sadece o sahaflar çarşısındaki
seni cezbeden kitabın başlığı kalacak
''Sen gittin
Öykü bitti
Kitap bitti
Ben bittim''
Yorgun bedenimi taşımakta zorlanan ayaklarım… Cebimde ısınmak için can atan ellerim... Sırtımı sıvazladıkça ağırlaşan gölgem… Ve yağmurun neminden ıslanan gözlerim…
Böyle bir yerdeyim... Yalnızlığımla didişmelerim… Başımdan savma çabalarım... Yalnızlığımın boğazına sarılmam… Ve "yeterrr" diye sessizce kulağını çınlatan sözlerim…
Böyle bir yerdeyim… Deniz kenarında dalgaların sesinden irkilmelerim… Esen rüzgarın şiddetiyle "lal" kesilen soluğum… Ve kayalara çarpan her kör dalgada darmadağın olan yüreğim…
Böyle bir yerdeyim... Kırılan yüreğimin parçalarını toplayışım… Hırçın denize savuruşum… Sırtımı yakamoza dönüşüm... Ve gölgemi önüme alıp karanlığa gömülüşüm…
Böyle bir yerdeyim... Aynaya bakmaya korkar oluşum... Her bakışımda gözlerimde seni görüşüm... Ve seni gene çok özleyişim...
Öyle bir yerdeyim ki… "Sen" ile "sensizliğin" arasındaki kırmızı çizgideyim… Seni sensiz de yaşarım sevdiğim…

Rabbim Bir insan koy kalbime Ama o insan senin de Sevdiğin olsun
Ve bana öyle bir insan sevdir ki O insanin kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce Onunla buluşmuş olan sen olasın
Onunla el ele tutuştuğumuzda İkimizin üzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki Ben o gözlerden sana bakayım
Bana öyle bir sevgili ver ki O gözler cennete acılan iki pencere olsun
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim
Öyle bir sevgili verki bana Ona sarıldığımda kâinat bize baksın Birbirine sarılsın
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin Günah sevap uğruna kendini feda etsin Ölüler birer birer uyansın sevgimizle
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim! Sevgimizde Muhammed sevilsin
Öyle sevelim ki birbirimizi Hz. Hatice göklerden bize seslensin Ve desin ki
“Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde… Bizde onlardayız.
Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde... Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor…
|
|
|